Kapat
Odin

Odin; büyünün, bilginin ve şairliğin temsili olan ve bütün tanrı ve tanrıçaların atası, babasıdır. Odin’in bilgeliği en büyük kudreti olsa da büyü yetenekleri herkesi derinden etkilemektedir. Ölülerle konuşabilen Odin, düzenbazlığı sayesinde bir de şairliğin özünü çalmıştır. Kendisi iyi ve kötü bir çok özellik barındırır. Bunun sebebi, işlerinin çoğunu hilebazlıkla halletmesinden kaynaklıdır. Onun hilekârlığı ve düzenbazlığı bazı hikayelerde çok net görülebilirken, bazen de iyiliği ve adaleti kalpleri yumuşatabilir. Koruyucu Odin, büyünün tanrısı ve bilginin kaynağı olan; üç erkek çocuğa sahiptir. Üçü de birbirinden güçlü değil elbette. Onlardan bahsederken gerçekçiliğin de içinde kaybolacağız, göreceksiniz.
Odin’in büyü gücü, yalnızca ölüleri konuşturmakla sınırlı değildir. Odin’in haberci iki kuzgunu da vardır: Hugin ve Mumin. Bu iki kuzgun, dünyayı dolaşıp olan biteni Odin’e haber verirler.

Odin adına kaynaklarda bir çok hikaye anlatılmaktadır. Her birinde farklı bir olay üzerine mesajlar verilir. Odin’i yakından tanımak için bu hikayeleri okumak faydalı olacaktır. Bilge Odin’i ve kişiliğinden bir parça yansıtabilmek adına küçük hikayelerinden bırakıyorum.



Kendisi ilmi ile övünmeyi de pek sever. Kendisi ile rekabet edebilecek kimse olmadığından emin olmak için şekil değiştirerek ilmi ile ünlü olan Vafthrudnir adındaki dev ile yarışma düzenler. Kendisini Gagnrad olarak tanıtır ve yarışma sırasında bütün sorulara ikisi de doğru cevaplar verir. Fakat bu yarışmanın sonucunda kaybedenin kellesine elveda demesi gerekir, anlaşma böyledir.
Gagnrad burada bir kurnazlık yapar, ve sorduğu sorunun cevabını yalnızca Odin bilecektir:
Odin’in oğlu Baldr kazara öldürülmüştür, ve cenazesi yakılmadan önce Odin oğlunun kulağına bir şey fısıldamıştır. Odin oğluna ne demiştir?

Dev, bunun oyun olduğunu anladığında, ona şöyle karşılık verir:


Kimse bilemez o kadim zamanlarda,
Oğlunun kulağına senin ne fısıldadığını.
Bittim artık ben, eski öykülerimi anlattım hep.
Ve tanrıların yazgısını da söyledim.
Şimdi biliyorum ki yarıştığım kişi Odin’di.
Her zaman bilge olan.




Odin kılık değiştirmeyi, kendisini farklı kişiler olarak tanıtmayı sever. Kaynaklara bakıldığında Odin’in kılık değiştirip ortalığı karıştırması sıradan bir olaydır. Şairliğin kendisi olmayı da bu şekilde başarmıştır. Snorri’nin eklediği giriş bölümüyle bir hikaye anlatılır:

Fialar ve Galar adında iki cüce, Kvasir adlı yaratığın kanını balla karıştırarak şarap yaparlar. Üç ayrı kazanda saklarlar. Bir gün Gilling adlı devi tekneyle gezintiye çağırırlar, fakat biraz ilerlediklerinde tekne alabora olur ve Gilling boğularak can verir. Karısı duruma kahrolur, çok ağlar. Fialar adlı cüce onun ağlamalarından bunalır ve kazanın olduğu yere gidip teselli bulması konusunda onu ikna eder. Galar kadının üzerine bir değirmen taşı düşürür, öldürür.
Gilling ve karısının bir oğulları vardır. Suttung adındaki dev, cücelerin peşine düşer. Ebeveynleri için kan parası ister, ve cüceler yaptıkları bu şarabı ona verirler. Suttung ise bu şarabı kızı Gunnlad’a emanet eder.
Durumu öğrenen Odin şarapların peşine düşer, Suttung’un kalesine gider. Odin kılık değiştirmiştir ve adı bu sefer de ‘Bolverk’ olmuştur. Kalenin kaya duvarını oyar, yılana dönüşür ve içeri sızar. Suttung’un kızı Gunnlad’ı baştan çıkararak şarabı içer, kartala dönüşerek kaçar.


Odin


Odin, daha önce bir gözünü adak olarak sunup kendini asarak bilgiye ulaştığı gibi, bu şairlik vasfını da yine kurnazlıkla elde etmiştir. Büyü gücünü ise Vanir soyundan gelen denizcilik, bolluk tanrısı Niord’un kızı Freyia’dan öğrenmiş olmalıdır.
Odin’in hikayeleri elbette bu kadar değildir. Her bir tanrı üzerine yazılmış; bazen komik, bazen heyecan verici olaylar kaynaklarda yer almıştır. Biz de bambaşka bir dünyaya sayfalar arasında kaybolarak adım adım ilerleyelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapat